Çelik Fiyatları |  Çelik Fiyat Arşivi  |  Güncel Çelik Haberleri  |  Çelik Firmaları
Üye Girişi Türkçe Italyanca Çince
Şifremi Unuttum  |   Kredi Kartı ile Ödeme

“Türkiye, 25 milyon adet dayanıklı tüketim malı üretimiyle Avrupa’da ikinci en büyük üretim gücü”

Etiketler: Avrupa , Orta Doğu , görüş | benzer haberler »

Türkiye'deki Beyaz Eşya Yan Sanayi üreticilerinin destek gücü olan BEYSAD, kurulduğu 1993 yılından bu güne derneğe mensup üyelerin sosyal, yasal, teknik, ekonomik ve ticari faaliyetlerine olumlu katkılarda bulunmaktadır. BEYSAD Yönetim Kurul Başkanı'nı 6 Nisan tarihinde M. Bahadır Balkır devraldı. Kendisi adına sorularımızı cevaplayan BEYSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Besim Tuncay Oktayer'la beyaz eşya yan sanayisinin dünü, bugünü ve yarın hakkında düşüncelerini ve ülkemizde artan demir çelik yatırımlarını değerlendirdik

Öncelikle, BEYSAD yeni yönetim kurulunu kutlarız. Yönetimde köklü değişiklikler oldu mu, yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeleriniz var mı?

Yeni seçimden çıkan yönetim kurulumuzda büyük bir değişiklik yaşanmamış olmakla beraber B. Murat Önay, Başkanlığı M. Bahadır Balkır'a devretmiştir. Yeni başkan ile yeni projelere soyunan BEYSAD Yönetimi, devraldığı çıtayı daha yukarılara taşıyarak sektöre ve üyelerine faydalı olmak arzusundadır.

Yeni projelerimiz arasında ilk etapta, Türk Beyaz Eşya Yan Sanayii Strateji Belgesi'nin hazırlanması; bu çalışmaya TTGV, TÜBİTAK gibi bilimsel kurumların katkılarının sağlanması; üyelerimizin teknolojik alt yapılarını geliştirmek; AR-GE, patent gibi çalışmalar konusunda mevcut kaynaklardan faydalanmalarını sağlamak; rotamızı batıdan doğuya çevirmek; Polonya ve Rusya pazarları yanında İran ve Çin beyaz eşya fuarlarını ziyaret etmek; ana sanayi ve yan sanayi arasındaki diyaloğu daha da geliştirmek konularını söyleyebiliriz.

1993 yılında Koç grubunun katkıları ile kurulan Derneğimiz, Beyaz Eşya Sektörüne ara mal üreten sanayicilerin çok büyük bir kısmını bünyesinde toplamıştır. 200'e yakın üyemiz var. Üyeleri arasında ortak çözüm platformu yaratan Derneğimiz, sektörümüzdeki tüm sorunlara ortak bir güç birliği ile çözümler getirmeyi hedefler. Sektörümüzün yurt dışına açılımı hep ana hedefimiz oldu ve bu konuda çok da başarılı olduğumuzu söyleyebilirim.

Türkiye'deki Beyaz Eşya Yan Sanayisine yönelik üretim gerçekleştiren şirketleri vizyon ve üretim bazında Avrupa ile rekabette hangi noktada görüyorsunuz?

Ana sanayisi ve bu sektöre ara parçalar üreten yan sanayisi ile birlikte çok iddialı bir üretici gurubuyuz. Yurt dışı rakiplerimiz ile sektörümüzü mukayese ettiğimde rahatlıkla bizdeki dinamizmin, yeni işler, yeni yatırımlar yapma arzusunun çok yüksek olduğunu söyleyebilirim. Hem ana sanayilerimiz, hem de yan sanayicilerimiz sürekli büyümek, yeni parçaları ürün gamlarına katmak, daha fazla mühendislik ve tasarım çalışması yapmak üzere odaklanmış vaziyettedirler.

Türkiye ile yurt dışı beyaz eşya yan sanayisini karşılaştırır mısınız? Türk Yan Sanayinin diğer ülke yan sanayilerine göre avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Beyaz Eşya ve Beyaz Eşya Ara Parçaları üretimi Dünyanın sanayi seyahatinin güzel bir örneğidir. Sanayi dallarının büyük bir kısmı Avrupa kökenli olmakla beraber, soğutma sanayisi Amerika Birleşik Devletleri kaynaklıdır. ABD'de doğan bu sektör, sırasıyla Avrupa'ya, başta Kuzey Avrupa ülkeleri ve Almanya ile girmiş, daha sonra aşağıya İtalya'ya inmiş, oradan Türkiye'ye ve Eski Doğu Bloğu Ülkelerine ve bu arada Uzak Doğu'ya doğru seyahatine devam etmektedir. Hangi durakta, ne kadar vakit geçireceği o ülkenin müteşebbislerine ve o ülkenin sanayileşme politikalarına bağlıdır. Beyaz eşya üretim sektörü artık Amerika kıtasında, Meksika ve Brezilya'ya geçmiştir. Avrupa'da ise hareketliliğini sürdürmekte olup Orta ve Güney Avrupa'daki üreticiler daha rekabetçi ülkelere, başta Türkiye ve Polonya'ya kaymaktadırlar.

Türkiye'nin bu pazardaki en önemli üstünlükleri yüksek işçi piyasası, Avrupa Birliği gibi yüksek tüketim miktarlarına sahip olan bir pazara yakınlığı, bu alandaki bilgi ve tecrübeye sahip müteşebbis gücüdür. Bu pazara yeni giren Polonya ve Rusya, Türk yan sanayilerini bu ülkelerde yatırım yapmaya davet etmektedirler.

Beyaz eşya sektörünün Türkiye'de ulaştığı mevcut üretim kapasitesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye 25 milyon adet dayanıklı tüketim malı üretimiyle Avrupa'da ikinci en büyük üretim gücü halindedir. Bu üretim kapasitesi çok daha büyüyebilecek iken Türkiye'nin sanayi politikasını beğenmeyen büyük miktarda Avrupalı üretici, Türkiye yerine farklı ülkeleri seçmişlerdir. Hükümetlerimizin beyaz eşya sektörünün potansiyelini göz önüne alıp, yabancı yatırımı ve ihracat politikalarını teşvik etmesi gerekmektedir. İhracata yönelik yatırım yapmak isteyen çok firma, Türkiye'nin bugünkü yüksek TL ve yüksek imalat maliyetleri politikasını görünce yatırımdan vazgeçmektedirler.

Demir çelik sektörünün 2010 yılıyla birlikte hareketlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yukarı hareketlenmeyi tetikleyen unsur çok önemli. Bu hareket, talep veya kullanım ihtiyaçlarından artan tüketim ihtiyacından mı kaynaklanıyor, yoksa kaybedilen karların telafisi maksadıyla mı manipule ediliyor, bu noktaya bakılmalıdır. Şayet dünya inşaat piyasasında demir çelik fiyatlarını bu oranda etkileyecek bir talep artışı olsaydı bu artışlar bizi sevindirirdi. Fakat durum böyle değil, o zaman da bu artışların doğal olmadığı ve belirsizliğin sürdüğünü görüyoruz. Bir mantık irdelemesi ile açıklanamayan ortamlarda sürprizlere hazırlıklı olmalıyız.
 
Türkiye'de artan demir çelik yatırımlarının beyaz eşya yan sanayicileri gözünden nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yatırımların sektörünüze katkıları hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Demir çelik yatırımlarının artması, Türkiye'de sanayileşmenin artık rüştünü ispat etmiş olduğunu gösterir. Talebin kalıcılığını gören Türkiye'nin rekabetçi olacağına inanan demir çelik sektörü yatırım yapmaktadır. Beyaz eşya dediğiniz zaman bizlerin en büyük girdisini teşkil eden demir çelik hammaddemizin yurt içi kaynaklardan en rekabetçi şekilde temini, bizim gücümüzü arttıracaktır. Ham madde kaynaklarına yakınlık rekabette çok büyük bir unsurdur.
 
2010 yılı ilk çeyreğiyle birlikte 2009 yılına dair genel bir değerlendirmenizi ve 2010 yılının kalan dönemi hakkındaki beklentilerinizi alabilir miyiz?

Karşılaşılan kriz, bir ya da iki yıl ile atlatılacak bir zorluk değildir. Bu kriz ile dünya ekonomisi yeni bir yapılanmaya girmiştir. Sonuçları en az 5 hatta 10 yıla yayılacaktır. ABD seçimleri bunun en güzel örneğidir, her tarafta bir değişim yaşanmaktadır. 2009, sadece ilk şok dalgasının yaşanmasıdır ve sarsıntı çok büyüktür. 2010 yılını bir önceki yıl ile mukayese etmek doğru olmaz. Ayrıca yaşanan sıkıntıları sadece global krize bağlamak doğru olmaz. Global kriz olmasa Türkiye zaten kendi krizini yaşayacaktı. Son yıllarda Türkiye'de sanayileşme adına yapılanlar yetersizdir. Türk müteşebbisi ve çalışanları bu krizde büyük özverilerle küçülen piyasalarda dilimlerini büyüterek yol almaktadırlar. Bizim için büyük bir fırsata dönüşebilecek global krizden yararlandığımız söylenemez; sadece artık bu duruma alışmaya başladığımızı söyleyebilirim. Fakat gerçekleşecek ufak destekler ve gerçekçi kur politikalarıyla Türkiye'nin büyük sıçramalar yapması mümkündür.


Geri Tüm Röportajlar

Son Tarihli İlgili Haberler
Sıkça Sorulan Sorular
Site Kuralları
Güvenilirlik ve Gizlilik
Site Haritası
Bize Ulaşın
Hakkımızda
Gümrük Mevzuatı
Haber Ortakları
 Facebook Duvarı 

 SteelOrbis Tweets 

 SteelOrbis RSS Hizmeti

 Mobil
SSL     Copyright © SteelOrbis Elektronik Pazaryeri A.Ş.
    Tüm hakları saklıdır